Şantiye Mimarlarına 13 İletişim İpucu

Sinirli Mimar

1- Sürekli gergin olmayın.

Genel karakterinizi sakin tutun, sinirinizi itibarsızlaştırmayın. Eski patronum Zafer Karoğlu’nun ekipleriyle ilişkisi her zaman çok iyiydi. Bir şantiye ortamı için fazla yumuşak yüzlü bile denebilirdi. Ama 10 kontrolden birinde, sadece yüzü düştüğünde bile sahadaki ekipler dalgalanır, durumu çözmeye çalışırlardı. Ender zamanda sesi yükseldiğinde ise ortam kaskatı kesilirdi.

2- Aşırı detaycı olun, olmasanızda görünün.

İmalatla ilgili (belki de abartılı) hassasiyetlerinize ekipler söylenebilir, abarttığınızı düşünebilir.

Oysa alçıpanel imalatları için fazla detaycı olmazsanız, üzerine yapılacak ahşap imalatları için fazla beceriksiz kalabilirsiniz. Bugün size “iş yürümüyor” diye yakınan ekipler, yarın başkalarına sizi anlatırken “milimin hesabını yapar, çok detaycı bir mimar” derler.

Çalışanları rahatsız etmeyin ama her an terazi/metre tutacağınızın, lazer atacağınızın bilincinde olsunlar. Doğru olduğunu açıkça gördüğün imalatların bile, bazen kontrolünü yapmak, sonrasında şantiyede çıkabilecek 25 kusurun önüne geçebilir.

3- Yanlış imalatı söktürün.

Okunaklı ve temiz bir projeyi duvara astınız, gerekli uyarıları eksiksiz yaptınız… (Kimsenin sizin gördüğünüz gibi proje okumasını beklemeyin, sabırla anlatın). Buna rağmen sahadan bir saat ayrıldığınızda bambaşka bir imalat mı ortaya çıktı?

Taviz vermeyin, söktürün. Siz işinizi düzgün yaptığınız için bir sonraki işin de başında siz olacaksınız. Ekipleriniz de bir sonraki kararsızlıklarında “bu kadın/adam yine söktürür bunları” diyecekleri için sizi arayacaklar. Hata yapmamak için size danışacaklar.

Tabi ekiplerin suyunu çıkarttığınız, fiyatlarını kırdırdığınız, çalışma koşullarının canlarından bezdiği bir ortam yarattıysanız bu gücü kendinizde bulamayabilirsiniz. Eğer durum böyleyse siz de kötü işverenlerle iş yapmayıverin lütfen. Mimarsınız, “dekaratör” değil.
Yazının tamamı >

Etkileyici Kapılar için Gizli Menteşeler

Gizli Kapı Menteşesi

Blogumu ciddiyete davet ettim ve bundan böyle FS Mimarlık‘ın mutfağından ve şantiyelerinden daha fazla detay paylaşmaya karar verdim. Bugünkü konumuz ise kapı menteşesi. Ama öyle alelade bir menteşe değil. Karizmatik ve ayıptır söylemesi pahalı olanından.

Çift kanatlı klasik menteşeli beyaz kapıStandart tip kapı menteşeleri eğitimli bir göz için pek de güzel bir grafik vermez. Yanda gördüğünüz altı sivilce, minimal bir mekanda sizin de gözünüzü acıtır mıydı?

Bu sivilceleri mekanınızda görmek istemiyorsanız, aradığınız şey gizli menteşe. Bir çok aksesuar firmasının bu konuda ürünleri var. Benim kullandığım ürün Häfele’ninki. (Almanca bilen birinin yanında Häfele’yi yazıldığı gibi okursanız küçük düşersiniz. Häfele Amerika sitesinde nasıl telaffuz edileceğiyle ilgili bir FAQ sayfası bile var).

Yazının tamamı >

Arctic Monkeys vs Kayahan

Arctic Monkeys

Evde oturuyorum, canım delice Arctic Monkeys dinlemek istiyor. Aksi gibi de yeni taşındığım evime henüz internet bağlatmadım, telefonumun da şarjı yok, içim içimi yiyor. Bir yerden internet bulmalıyım. Biramı açıp terasa çıkacağım, buz gibi bira ve “Do i wanna know” eşliğinde Arkitera’ya köşe yazısını tamamlayacağım.

Evin hemen karşısında Ceneviz diye bir meyhane var. Evden de wireless’ı çekiyor. Küçük hesapları severim. Bir bira içer, internet şifresini alırım hesabındayım. Fiberi eve bağlatana kadar bu beleş interneti büyük bir iştahla kullanırım.

Hava yazdan göz kırpan bir nisan akşamı. Akşam 7 aydınlığı vardır ya güneşsiz ve serin. Üstündeki polarla mükemmel bir birliktelik yaşarsın ama paltoya gerek yoktur. İnsanlar da geceye yeni hazırlanıyorlar, herkes eğlenme arefesinde, sokakta bir mutluluk var.

Yazının tamamı >

Mimarlık Dünyasında Hitabet

woman shaking hands with construction man

Çalıştığım mimarlık bürolarında patronlarıma, yöneticilerime Bey’li, Hanım’lı hitap ettim ben. Bundan öyle rahatsızlık da duymadım. Olsa da olur, olmasa da. Hatta hiyerarşinin olmadığı ofislerde birisi “Mehmet abi” demeye başlarsa gereksiz bir dengesizlik (ve buna bağlı, rahatsızlık) dahi peydah olabilir.

Benim bu konulara kafa yormam proje dersindeki asistana “hocam” demeyi sorgulamamla başladı. Şimdi bazı modeller geliştirdim. Artık kendi doğrularımın efendisiyim.

Bazı kimseler Bey‘i bypass ediyor, başından uyarıyorlar. Sadece Mehmet de” diyorlar… Veya “Mehmet Abi”. Bu bence iletişimin en güzeli. Lakin hayat her zaman böyle kolay değil.

Yazının tamamı >

İyi Havuz Nasıl Olur Mevzusu

havuz

Şu günlerde Zekeriyaköy’de bir villa işiyle haşır neşiriz ve gerçekten çok keyifli bir proje ortaya çıkıyor. Havuz imalatları bu kadar gündemimdeyken “bence havuz” diyerek başlıyorum.

Primitif ve doğal havuzları çok heyecan verici buluyorum;

  • Suyun üzerine doğal gölge düşmesine, yakın çevresinde yüksek bitkilere bayılıyorum.
  • Su üzerine yaprakların düşmesini zararsız, hatta yer-yer seksi buluyorum.
  • Su zemininin renginin yeşile veya desatüre maviye kaçmasından korkmuyorum. Açık mavi mozikleri süper sıradan buluyorum.
  • Suyun bitiş kotunu, ayak bastığımız kottan daha aşağıda beğeniyorum (gizli taşma).

Yazının tamamı >

Şantiye Mimarı Sendromu

11691062-villager-in-gangjeong-tries-to-halt-construction

- Anlamıyorsunuz doktor bey. Daha kaç defa anlatacağım?
– Son bir kez daha deneyelim. Mimarlık bölümündeydiniz. Sonra?…
– Küplerin uçuştuğu döngüleri 20 dakika izliyor, sık sık “fraktal” diyorduk. Bizim için “yapılar” değil, “kütleler” vardı. İmgelerden giriyor, vistalardan çıkıyorduk.
– Şimdi daha iyi anlıyorum… Korkarım siz “okuldan mezun olunca neye uğradığını şaşırmış mimar sendromu”na kapılmışsınız ve maalesef iyileşmeniz biraz zaman alacak… İlk olarak şu Converse’leri ayağınızdan çıkarın. Bundan böyle Camper giyeceksiniz… Ayrıca şu “skinny” pantolonun şantiyede garip duracağını söylememe gerek var mı bilemedim…

Çalıştığı ofiste “metafor” denmeyeli 6 ay olmuştu. Oysa okulda bunu söylemek ne kadar da kolaydı. Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı…

Bizim aldığımız eğitimde yapı bilgisi dersleri bile bir şekilde arka planda kalıyordu. Havalı olan, karizmatik olan proje dersleriydi. Okulumuz her yıl 120 Rem Koolhaas mezun ediyor olmalıydı. Ben Eisenmann’i küçümsediğimi bile hatırlarım. Zaha’yla evlenecektim üstelik. Zaha Bayrak  olacaktı adı. Cincinatti’de evlenecektik.

Yazının tamamı >

Mimarlık Bu Mobilyalarla Kolay

hero_eames_lounge_2

Önce aşağıdaki mobilyalara hızlıca göz atıyoruz. Evet çok tanıdıklar. Bilen bilir, hepsinin arkasında bir tarih yatıyor. Bir de render’cılar iyi tanır bunları. Zira her sahneyi pahalı gösterir, pro gösterir. Detaylı bilgi isteyenler için kısa bir google araması yeterli olacaktır. Ben bir başka taraftan konsantre olacağım.

Mimarların Vazgeçemediği Mobilyalar

Eames Lounge Chair, Barcelona Chair, Noguchi Table

Şimdi son bir yılda yayınlanan projeler içerisinde yarım saatlik bir tur atıyorum ve karşıma neler çıkıyor bakıyorum. Gözlerimi kısıp projeleri inceliyorum. Bazı mobilyalar biraz sık mı kullanılmış ne?

Yazının tamamı >

Mimar’ın sinir-stresi

woman-on-fainting-coach_yellow-brown-blue-exhaustion-vintage-glam_amy-neunsinger

Çevremdekilere hayatlarıyla ilgili ipucu almak için sıkça sorduğum bir soru var.

– Şu anda neyi bekliyorsun?

Bunun cevabı “2 ay sonra kendi evime çıkıyorum” da olabiliyor, “istifa ediyorum 1 ay çalışmayacağım” da. En tehlikelisiyse “öee, bilmem, birşey beklemiyorum? nasıl yani?”…

Kağıda dökülmemiş dahi olsa, kafada tarihleriyle oturtulmuş güzel bir program, hayatı katlanılır kılan birşey. Hayatı konforlu ve keyifli yapan ise bu programı kağıda dökmek ve takip etmek. İnsanın hayatını keyfsiz kılıp, iş hayatını stresle dolduran şeyse programsızlık oluyor.

Mimarlar sıklıkla akşamları kendine kalan 5-6 saatlik kişisel vaktini bile, ertesi günü düşünerek sıkıntı yapabiliyorlar. Bu sıkıntı iki konudan kaynaklanıyor olabilir. Yorgunluk veya stres. İkisinin sebepleri de, bedelleri de, çözümleri de farklı.

Yazının tamamı >

Rock’n Coke vs Rock Werchter 2011

Rock Werchter vs Rock’n Coke

Temmuz’un ilk 15 günü Ferhan’la Belçika’ya Rock Werchter festivalini izlemeye gittik. Kısa kısa notlarla gördüklerimi paylaşmayı keyifli buluyorum ve işte başlıyorum.

  • Rock Werchter her yıl Belçika’da gerçekleştirilen, Avrupa’nın en büyük müzik festivali. Bu sene katılım tek bir günde 85bin kişiydi. (ölçekleyebilmek adına; Rock’n Coke bu sene 25bindi). Böylesi kalabalığın avantajları da var, dezavantajları da.
  • Yaş ortalaması TR festivallerinden çok daha yüksek. Kamp’taki yaş  ortalamasıysa TR ayarında.
  • Bizim festival kızlarının daha güzel olduğunu açıkça söyleyebilirim. Kilolu ve silme sarışın olmaları (bu biraz kişisel) bu görüşümü biraz daha güçllendiriyor olabilir. 170cm boy ortalaması etkileyici ama bu bile görüşümü değiştirmiyor.
  • Rock Werchter’deki erkeklerin tipleriyse malesef bizimkileri utandıracak seviyede.
  • İlk defa bir konser ortamında ortalama boya sahiptim. Benim için trajik bir durumdu.
  • Bira, cola, fanta, su hepsi 7TL (2,5€) idi. Yemekteyse bir dilim pizza 12TL civarına denk geliyordu. Rock’n Coke’un fiyatlar açısından ne kadar insancıl olduğunu gördüm.
  • Festivalin ilk gününden itibaren 20 boş bardak getiren, içkisini ücretsiz alıyordu. Yerler boş bardakla doluydu ve içki standına gidene kadar zaten 40 tanesinin üzerinden geçiyorsunuz. Üşenmedik çok defa içkiye para ödemedik.

Yazının tamamı >

Küçük Keyifler

  • Yorgun bir iş gününden sonra ince yastıklı soğuk bir yatağa girmeye
  • Hava soğuk olsa da cam açık, şehir tınısıyla uykuya dalmaya
  • Gece yarısı, basılmamış karda gıcırdayarak yürümeye
  • Sabahları evin gündelik gürültüsüyle uyanmaya
  • Arabayı camı açık kullanmaya
  • Kendime ızgara et yapıp yemeye
  • Yazın şort giymeye, kışın fular takmaya
  • Bilgisayarın masaüstünü toplamaya, notlarımı organize etmeye
  • Ağır bir spordan sonra saunaya girmeye
  • Geek muhabbeti yapmaya
  • Kadın kıyafetleri, insan ilişkileri üzerine muhabbet etmeye
  • Kulaklığımı takıp, sıcak bir çayla yeni bir işe başlamaya
  • Güneşli bir dağ havasında board yapmaya
  • (Soğuk bile olsa) görüş mesafesinin açık olduğu bir gün yaşamaya
  • Ofiste çalışırken sürekli sohbet etmeye
  • Yeni bir şarkıyı çok sevmeye

Bayılıyorum.