Mimar’ın sinir-stresi

Çevremdekilere hayatlarıyla ilgili ipucu almak için sıkça sorduğum bir soru var.

– Şu anda neyi bekliyorsun?

Bunun cevabı “2 ay sonra kendi evime çıkıyorum” da olabiliyor, “istifa ediyorum 1 ay çalışmayacağım” da. En tehlikelisiyse “öee, bilmem, birşey beklemiyorum? nasıl yani?”…

Kağıda dökülmemiş dahi olsa, kafada tarihleriyle oturtulmuş güzel bir program, hayatı katlanılır kılan birşey. Hayatı konforlu ve keyifli yapan ise bu programı kağıda dökmek ve takip etmek. İnsanın hayatını keyfsiz kılıp, iş hayatını stresle dolduran şeyse programsızlık oluyor.

Mimarlar sıklıkla akşamları kendine kalan 5-6 saatlik kişisel vaktini bile, ertesi günü düşünerek sıkıntı yapabiliyorlar. Bu sıkıntı iki konudan kaynaklanıyor olabilir. Yorgunluk veya stres. İkisinin sebepleri de, bedelleri de, çözümleri de farklı.

Problem “proje yetişmiyor” olduğunda mesele daha fazla çalışarak çözülebiliyor. Bunun da bedeli yorgunluk olarak geri dönüyor. Yorgunluk, patronla konuşarak veya ders bırakarak çözülebilir ancak stresin çözümü o kadar kolay olmuyor. İşte bu noktada herkesin kullandığı ama %90’ının anlamını bilmediği “analitik düşünce” kavramı devreye giriyor.

“Getting things done” kitabında “next action rule” kavramından bahsetmiş David Allen. “Süper sıradan bir iş yapacakken bile kafanda parçalara böl” diyor.

Analitik düşüncenin havalı açıklamaları var ama neticede anlatılmak istenen de şu; “Problemi parçalara böl, programla, başla ve bitir”. Hayatın her alanında. 2 saatlik bir iş için de, 6 aylık bir süreç için de…

Diyelim ki, ofistesin. Söz konusu görev; Tasarım kararları verilmiş bir çizimin aplikasyon projelerinin bitirilmesi.

Özetle bir liste;

  • Eksik tasarım kararları sonlandırılacak.
  • Taşıyıcı sistem oluşturulacak.
  • Örme seperasyonlar çizilecek.
  • Alçı panel seperasyonlar çizilecek.
  • Islak hacim ekipmanları çizilecek.
  • Ölçülendirme yapılacak.
  • Notlar eklenecek.
  • Antetler oluşturulacak.

Her kalemin soluna tik atabileceğin bir kutu, sağına yaklaşık bir süre yaz. Kulaklığını tak, saatine bak… 15dk çalış ve birinci kalemi bitir… Çayından bir yudum al, 10 sn bekle, içinden “sıradaki” de… 2 saatlik bir seri bitince de ofisin bahçesine çık, 10 dakika ara ver. Bu şekilde sistemli çalış, mesaiye kalma… İşinin kölesi olma.

Teknik bir iş yaparken de, tasarım yaparken de problemlere bu şekilde yaklaş. 1 saatlik işin 5 dakikasını; 1 günlük işin 30 dakikasını çok iyi bir program yapmaya ayır.

Evin için yapacaklarını da, kendin için satın alacaklarını da bir not belgesinde tut. Kumandanın uyuz eden zayıf pillerini değiştirdikten sonra “sıradaki” de ve not defterinde bekleyen 10’larca kalemin yanlarına tik atarak ilerle. Odanda kafanın üstündeki rahatsız ampül yerine, yerden dramatik aydınlatacak bir lambader almanın vakti gelmedi mi?

Bir sıkıntının 3 gün sonra çözüleceğini garanti ettiğinde, cızırtı yapan hoparlorlerin bile problem olmaktan çıkıyor.

Aynı sistemlilik insanı delicesine strese sokan belirsizlik stresine de faydalı oluyor. Hakim olmadığı bir şeyi yapacak olmak insanın ömründen çalıyor. Oysa programlı çalışıldığında, listenin başına 1 saatlik “nasıl yapacağını araştır/öğren” kalemi eklenmesi meseleyi çözüyor.

Bunun gibi “life-hack” konusunda çokça not aldığım, düzenli olarak uyguladığım bir çok yöntem var. Vakit buldukça paylaşmaya çalışacağım.