Rock’n Coke vs Rock Werchter 2011

Rock Werchter vs Rock’n Coke

Temmuz’un ilk 15 günü Ferhan’la Belçika’ya Rock Werchter festivalini izlemeye gittik. Kısa kısa notlarla gördüklerimi paylaşmayı keyifli buluyorum ve işte başlıyorum.

  • Rock Werchter her yıl Belçika’da gerçekleştirilen, Avrupa’nın en büyük müzik festivali. Bu sene katılım tek bir günde 85bin kişiydi. (ölçekleyebilmek adına; Rock’n Coke bu sene 25bindi). Böylesi kalabalığın avantajları da var, dezavantajları da.
  • Yaş ortalaması TR festivallerinden çok daha yüksek. Kamp’taki yaş  ortalamasıysa TR ayarında.
  • Bizim festival kızlarının daha güzel olduğunu açıkça söyleyebilirim. Kilolu ve silme sarışın olmaları (bu biraz kişisel) bu görüşümü biraz daha güçllendiriyor olabilir. 170cm boy ortalaması etkileyici ama bu bile görüşümü değiştirmiyor.
  • Rock Werchter’deki erkeklerin tipleriyse malesef bizimkileri utandıracak seviyede.
  • İlk defa bir konser ortamında ortalama boya sahiptim. Benim için trajik bir durumdu.
  • Bira, cola, fanta, su hepsi 7TL (2,5€) idi. Yemekteyse bir dilim pizza 12TL civarına denk geliyordu. Rock’n Coke’un fiyatlar açısından ne kadar insancıl olduğunu gördüm.
  • Festivalin ilk gününden itibaren 20 boş bardak getiren, içkisini ücretsiz alıyordu. Yerler boş bardakla doluydu ve içki standına gidene kadar zaten 40 tanesinin üzerinden geçiyorsunuz. Üşenmedik çok defa içkiye para ödemedik.

Festival alanı giriş kısmısı

  • 5 kişiden biri festivali kulak tıkaçlarıyla dinliyordu. “Olur mu lan öyle şey?” dedim lakin 3. gün dayanamayıp denemeye karar verdim. Bazı açılardan çok konforlu olduğunu söyleyebilirim.
  • Herkes bira içiyor. Küçük bir şarap/kokteyl standı az sayıda insana hizmet veriyor.
  • İçki/yiyecek sırası hiç bir zaman olmadı. Altyapıyı da tabi buna göre ayarlamışlar. Drinks’deki adam önündeki kolu aşağı çektiğinde yanyana 5 bardak 2 saniyede birayla doluyor. Ayrıca dijital kart vb. icatlar çıkarmamaları da mevzuyu hızlandırıyor. Ticket’i koparıyorsun, veriyorsun, o kadar.
  • Festival seyircisi Türkiye’dekilerden epey daha sapıtık. Sık sık stage diving’ler yapılıyor, seyirciler birbirinin üzerinde yüzüyor, ne bileyim, havalarda yarı dolu bira bardakları uçuşuyor vs… Son gün çırılçıplak ortalığa atlayan biri dahi oldu.

Manyak Herif.

  • Dışarıdan yiyecek içecek sokmak serbest (cam şişe olmadıkça)
  • Kamp alanına değil yiyecek içecek; tüplü ocak, kasa kasa bira sokmak bile serbest.
  • WC’ler ve duşlar karma.
  • WC’ler sık sık temizlenmesine rağmen, super ak-pak durumu da yok.
  • İnsan WC girmek istemeyince tuvaleti de gelmiyor. Askerliğin ilk 6 günü WC’ye girmemek başarımı, burada 5 günle sürdürdüm.
  • Kamp alanları kalabalık ekipler için çok eğlenceli gözüküyordu. Çardaklar kurulmuş, sınırlar çizilmiş, bayraklar çekilmiş, sürekli insanlar tarafından bir etkinlik söz konusuydu. Kamp alanı Rock’n Coke’un 20 misli kadar denebilir. Tabi festivalin 5 gün olmasının da bunda payı var.

İlk gün hava serinceydi.

  • Konser dışı etkinlikler yok denecek kadar az. İnsanlar 3 sahnede içip içip müzik dinliyor, dans ediyor, o kadar. Lunapark bir yana, bir langırt masası bile yoktu. Küçük yarışmalar falan da hak getire.
  • Rock Werchter’i gördükten sonra Rock’n Coke, barakalardan oluşmuş gibi geliyor. Yeme-içme alanları, çarşıları, gergi brandaları, yiyecek/içecek alanları vs. çok şıktı.
  • Her yer yemyeşildi… Aşırı yeşildi.
  • Yağmur demişken, festival süresince sadece bir geceyarısı yağış vardı, ertesi sabah uyandığımızda her yer kurumuştu.
  • Sahne önü alanı, Rock’n Coke’daki gibi, ayrı biletle satılmıyordu. “First come, first served” işliyordu. Bu sebeple Coldplay’i sahne önünden izlemek için sabahtan kamp kurmak durumunda kaldık. Zira arkamızda demirler vardı ve gün boyu oturma şansı bulduk.  O günün en iyi gruplara ayrılmış olması 10 saatlik bekleyişi çok anlamlı ve keyifli kıldı. Bir konseri izlemek için en iyi pozisyonun sahne önü grubunun en arkası olduğu tezime tekrar güvenim tazelendi.

Coldplay ve Chris Martin!

Önemsediğim gruplarla ilgili kısa kısa yorumlarım;
  • Anouk; Sakin sakin çıktı, söyledi. O kadar.
  • Queens of the Stone Age; Harikalardı. Bu festivale 5. katılımlarıymış, Rock Werchter official band geyiği dönüyordu.
  • Linkin Park; 2. izleyişim, Rock’n Coke’da bir festivalin headline’iydi. Lise yıllarıma döndüm.
  • Chemical Brothers; Etkileyici gösteri, ama ben almayayım. Bir Fat Boy Slim, Moby değil.
  • Arctic Monkeys; Ekrandakinden çok farklı. İlk defa yaşı benden küçük (1986) birine hayranlık duyduğumu farkettim. Seneler sonra “ben bu adamları gençlerken canlı dinlemiştim” diyeceğim. Aslında öyle super bir sahne şovları yoktu ama iyi müzik bambaşka bir olay.
  • Kings of Leon; Benim için 5-6 şarkısını (eksenden) bildiğim “iyi” bir alternatif rock grubuydu. Meğer ne coşku, ne hayranı varmış. Çok iyilerdi ama onların da iletişimi bence zayıftı.
  • Elbow; O neydi bee. Büyük beklentiyle girmediğin konserin çok iyi geçmesi müthiş bir duygu.
  • PJ Harvey; Çok mütevazi bir sahne (özellikle bu şekilde tasarlanmış), güzel müzik. Evde dinlemekten keyif aldığım ama konserinde sıkıldığım ender müzisyenlerden.
  • Portishead; Müthiş bir dinletiydi. Havanın 22’de bile apaydınlık olması müziğinin ihtiyacı olan ambiansı biraz zedeledi.
  • Coldplay; Kelimeler gerçekten kifayetsiz. Bu festivale bilet almamızın en büyük sebebi, senelerdir hayalini kurduğum bir konserdi. Çok iyi bir grubu halen zirvedeyken dinleme şansını yakalamak çok büyük mutluluk.
  • Kasabian; 2. izleyişim, ilki kadar heyecanlandırmadı.
  • Kaiser Chiefs; 2. izleyişim, ilkinden de çok heyecanlandırdı. Güzel müzik ve harika bir gösteriydi.
  • Iron Maiden; Coldplay’i 85bin kişi izleyişinin ertesi günü 3/4’ü kalabalık Bruce’u biraz üzdü. Gözüne lazer tutan birine sahneden küfredişi de yine çok keyifliydi. Buradan buyrun; http://bit.ly/nzjOkW
  • A-Trak; Bir DJ performansından ilk defa böyle bir keyif aldım.
  • Black Eyed Peas; Tarzım değil. İzlememek de olmazdı, seyrettim.

Coldplay’i de hallettiğime göre, şimdi delicesine izlemek istediğim sıradaki grup Radiohead kaldı. Arkasından da RHCP geliyor.

Bir de festivalde çektiğim videolardan kısa çekimlerle aşağıdaki 3-4 dakikalık derlemeyi yaptım, Youtube’da milyonlarca hit almasını bekliyordum, bir haftada 100 sayısını ancak bulabildim. Vay arkadaş.

Sonrasında Rock Werchter’le başladığımız bu tatili; Brüksel, Gent, Brugge, Antwerp, Rotterdam ve tabiki Amsterdam’la sonlandırdık. 15 günlük serüvenimizin son 4 gününü pek iyi hatırlayamıyorum. 😉